

Quinzinzinzili
Çeviren: Şevket Kadıoğlu
Modern Dünya Edebiyatı · Roman
Savaş, ölüm, kıyım… Tarih yazılageldiğinden beri insanlığın en sevdiği şeyler bunlar, hiç kuşkusuz. İşte tam da bu tutkunun cihanda yarattığı en büyük iki hadisenin arasında, 1935’te, mevzubahis kirli tutkunun nihayetinde bizi nerelere götüreceğinin manzarasını sunan bir roman yazıldı; Régis Messac’ın Quinzinzinzili’si. İnsanlığın kitlesel yok oluşu, uygarlığın yeniden kuruluşu gibi konuları içeren romanın bahsettiği gelecek hala ufkumuzda güçlü bir olasılık olarak duruyor. Onu tekrar hatırlamak, bu kitabın görevi.
Fransızca aslından Şevket Kadıoğlu’nun Türkçesiyle sizlerle…
“Yeni bir toplum doğacak, en az öteki kadar gülünç, belki ondan da gülünç, sonsuz bir aptallıkla dolu, barbarca kurnazlıklarla ve çocuksu, karmaşık, lüzumsuz inceliklerle donanmış bir toplum. Onlar da tüm bunlara bilim, ilerleme, zekâ ve medeniyet diyecekler ya da buna benzer bir şeyler.”
- Kitabın adı
- Quinzinzinzili
- Yazar
- Régis Messac
- Çevirmen
- Şevket Kadıoğlu
- ISBN
- 9786259301242
- Sayfa sayısı
- 136
- Boyut
- 13.5 x 19.5 cm
- Editör
- Batuhan Çağlayan
- Kapak tasarımı
- Hakan Kaya
- Dizi
- Dünya Edebiyatı

Régis Messac
1893’te dünyaya gelen Régis Messac, Fransız düşün ve edebiyat dünyasının geleneksel sınırlarını zorlayan en cesur, öncü yazarlarından biriydi. Birinci Dünya Savaşı cephelerinde edindiği sarsıcı tecrübeler onu tavizsiz bir barış savunucusuna ve keskin bir sistem eleştirmenine dönüştürdü. Klasik eğitim anlayışına ve burjuva değerlerine duyduğu tepkiyi, 1933’te kaleme aldığı tartışmalı “À bas le latin!” (Kahrolsun Latince!) manifestosuyla açıkça ortaya koymaktan çekinmedi.
Messac’ın asıl çığır açıcı yanı, dönemin akademik çevrelerinin küçümsediği popüler türleri kuramsal düzleme taşımasıydı. 1929’da tamamladığı “Dedektif Romanı ve Bilimsel Düşüncenin Etkisi” adlı doktora çalışmasıyla polisiye türünü ilk kez üniversite kürsülerine taşıyarak köklerini antik döneme dek izleyen titiz bir inceleme sundu. Ardından 1930’larda yayımladığı kuramsal yazılarla, Fransa’da henüz emekleme dönemindeki spekülatif anlatıların ve bilimkurgunun eleştirel altyapısını kurdu.
Edebi üretiminde ise insanlığın geleceğine dair tavizsiz bir kötümserlik hakimdi. 1935 tarihli kült eseri Quinzinzinzili, küresel bir felaketin ardından sığındıkları mağarada vahşileşip kendi acımasız sistemlerini yaratan çocukları konu alarak uygarlık yanılsamasını gözler önüne serdi. 1937’de yayımlanan La Cité des Asphyxiés (Boğulanların Şehri), oksijenin dahi metalaştığı distopik bir yeraltı düzeni üzerinden endüstriyel yabancılaşmayı hedef alırken, ölümünden sonraya kalan Valcrétin adlı eseri insanın zihinsel ve ahlaki gerileyişini işledi.
Entelektüel duruşunu eyleme dökerek İkinci Dünya Savaşı’nda Fransız Direnişi’ne katılan Messac, 1943 baharında Gestapo tarafından tutuklandı. Muhalifleri iz bırakmadan yok etmeyi amaçlayan “Gece ve Sis” (Nacht und Nebel) uygulamasıyla Almanya’daki toplama kamplarına gönderildi. 1945 yılında kampların kaosu içinde ardında somut hiçbir iz bırakmadan yitip giden yazarın akıbeti tıpkı kurguladığı karanlık anlatılar gibi ebedi bir sır olarak kaldı.
Bunlar da ilginizi çekebilir
Şardam Sirki
Daniil Harms
